Diyez's profilesharpPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    April 23

    S.O.S.

    Evet dün vaadettiğim gibi bugünkü konumuz erkeklerde S.O.S. (Sadık Olmama Sendromu)

    Nasıl EKS'e kapılmış kadınlar sinirlerimi zıplatıyorsa S.O.S. içindeki erkeklerde bende aynı etkiyi yaratıyorlar.

     

    "Erkek yokçular"a karşı "ben sadık olamam, benden sevgili olmazcılar" şimdilerde bol miktarda türemiş durumda.

    Sürdürülebilir ilişkilere karşı inançsız, giden gitsin, kalan sağlar bizimdir düşüncesinde, bundan dolayı kaliteden yoksun tek gecelik ilişkilere yelken açan erkekler, yaşadıkları ilişkilerden bir türlü neden tat alamadıklarını merak ediyorlar.

    Ancak ilişki kaçağı erkekler şunu ıskalıyorlar;  sadık olmayacaklarını baştan beyan etmeleri erdem katsayılarını mı yükseltiyor? Yoksa erdem uğruna hünkar beğendi yerine diet bisküviye mi mahkum oluyorlar?

    ...

    İlişkiler belli bir süre için kendini bağladığın risksiz bir bono mudur ki, sadakat en baştan ödenmesi gereken bir temettü olsun.

    Kim ilişki içerisinde nelerle karşılaşacağını bilebilir?

    Beraber olduğu kadının sadakatinden anasının kızlık soyadı gibi emin olan erkek, bu rehaveti nereden almaktadır?

    ...

    Peki hiç düşünüyorlar mı? Acaba kadınlar ilişkilerini çok mu sadık yaşıyorlar?

    İlişkide karşılıklı beslenme (bazılarının tabiri ile karşılıklı bağımlılık) sona erdiği zaman zaten sadakatsizlik de, başka şeyler de ortaya çıkıyor. Bunun kadını erkeği yok...

    Sadakatsizliği adam öldürmekle aynı kefeye koymaya ne gerek olduğunu henüz keşfedemedim.

    Evrendeki herşeyin yaşam eğrisinde olduğu gibi, ilişkiler hem başlamak hem de bitmek içindir. Ünlü bir filozofun dediği gibi "sevgilinin en keyifli şeyi gidişi" değil mi? SOS’u mosu bırakıp biraz da yaşamaya baksak…

     

    sanma şahım   herkesi sen        sadıkane     yar olur

    herkesi sen     dostum sanma   belki ol        ağyar olur

    sadıkane         belki ol               aleme          serdar olur

    yar olur          ağyar olur           serdar olur   didar olur

    E.K.S ve S.O.S

    Son zamanlarda tüylerimi diken diken eden iki durumla sıkça karşılaşıyorum. Bu durum kadınlarda EKS ve erkeklerde S.O.S. olarak görülüyor.
     
    Bu EKS (Erkek Kıtlığı Sendromu) Türkiye'nin her kesiminden 18-50 yaş skalasındaki geniş bir kadın kitlesinde yaşanıyor.
    EKS neticesi, bir "erkek yok" lafıdır almış başını gidiyor.
    Dünyada 2 milyar 976 milyon +1 erkek yaşadığını düşünürsek bu "erkek yok" lafı mutlaka başka birşeyleri kastediyor olmalı.
    Çalışan, güzel, alımlı, bakımlı, bir bilgisayarı shut down ve restart yapabilecek kadar yüksek zeka kapasitesine sahip, luis vuitton çantalarında hatırı sayılır miktarda kredi kartı limiti taşıyan kadınlar ((bile)) her nasılsa bir türlü erkek bulamadıklarından yakınıyorlar.
    ...
    Kadınlar özellikle 90'lardan sonra hızla standartlarını yükselttiler. Kartvizit sahibi, para sahibi oldular.
    Sadece iş ve para değil, yurtdışı gördüler, farklı kültürleri tanıdılar.
    Ahmet Altan, Orhan Pamuk, Kürşat Başar, Tuna Kiremitçi okudular; entelektüel kapasitelerini olağanüstü genişlettiler.
    Yoga, meditasyon, reiki, feng shui, şubui, mubui gibi trend işlere takıldılar, "ruhsal gelişimlerini" fevkalade tekamül ettirdiler.
    Bu gelişim ve değişim fiziksel durumlarına da yansıdı, kaynak saçlar ve botokslar derken kadınlar erkeklere tip açısından da feyk atttılar.
    Erkekler ise önce neyseler sonra da öyle kalmayı tercih ettiler. Değişmek-gelişmek için en ufak bir çaba içine girmediler. Böyle bir ihtiyaç olup olmadığını akıllarından bile geçirmediler. Erkek evrenin evrimi içinde yaradılıştan beri en değişmeyen canlı türü olarak kaldı.
    ...
    Ancaak, kadınların standartlarının yükselmesi, beklentilerinde de çok şiddetli bir artışa neden oldu.
    Onlar artık siyah beyaz Türk filmlerindeki tertemiz hislerle seven, fakir ama gururlu Necati'yi, Orhan'ı beğenmez oldular.
    Komşunun oğlu Erol artık onları kesmiyordu.
    ...
    İşini gücünü kurmuş, hayattaki zorlukları atlatmış, başarılı fakat  genç ve yakışıklı bir iş adamı olsun, arabası mutlaka cip, sonsuz limitli kredi kartı ise çipli olsun, bana Cavalli'de gördüğüm o şifon elbiseyi derhal ve büyük mutlulukla alsın, Wanna, Manna, Luka, Yohanna adında nerede yeni bi club açılırsa beni götürsün,
    amaaa bu adam hemen yarın evlenmeye de can atsın, sadık da olsun, evine bağlı olsun, hafta içi 8'de eve gelsin, haftasonları ve tatillerde çocuklarımızla bizi kayağa götürsün, ilgili ve müşfik olsun, ev işlerine de yardım etsin, gece çocuk ağladığında kalksın...vb.vb.
    sayısız ve süpermenbileohadervari nitelikler aranmaya başlandı.
     
    Dünyadaki bu niteliklerin tamamına sahip erkek sayısı %0 ((yazıyla yazıyorum yüzde sıfır))
    Bu durumda bu niteliklerin %40'ına razı olan tevazu sahibi kadınlarımız, Türkiye genelinde oranı %0.3 olan bir pastaya (pasta bile diyemeyiz "kek"e)hücum ediyorlar. Bu %0.3'ünün %50'sinin evli, %5'inin de gay olduğunu düşünürsek, artık siz tahmin edin "hücum edilen kek"in azlığını...
    Neticede kendi aralarındaki sohbetlerin daha birinci dakikasında "erkek yok" demeye başlıyorlar.  Benim de buna tepem fena halde atıveriyor. Ehh o halde üzgünüm, gerçekten "erkek yok". Bir kez de, "erkek çoook ama benim uzaya varan beklentilerime uyanı yok" demeyi denesek..
     
    Yarın...Erkeklerde S.O.S. (Sadık Olamama Sendromu)
    April 17

    YAŞASIN KÖTÜLÜK

    Zeka; iki şekilde tezahür eder. İyicil bir yaklaşımla toplum tarafından onaylanmak kaygısı ile toplumun faydasına işler üretmeye çalışmak, ki bundan çoğunlukla yüksek kalite işler çıkmaz.
    Kötücül yaklaşımda ise, toplumun beğenisini kazanmak kaygısı yoktur.
    Kötü zaten beklenen davranışı göstermeyerek toplum tarafından dışlanmıştır.
    Kötülük, daha cesurca bir duruştur.
    Bedelleri göze almak,
    Bıçak sırtında gezmektir.
    Kötülük kısıtlı zeka ile yapılmaz, yüksek zeka gerektirir. 
    Çünkü kötünün riski çoktur. Kusurusuz olmak zorundadır.
    Kötülük sığ bir zekayla yaratılırsa, dönüp dolaşıp kendi yaratanına zarar verir.
    Oysa ki yüksek zekayla yaratılan kötülük yaratıcısına zarar vermez, onu daha da güçlü kılar.
    Kötü, mükemmeli yakalamak için zekasını daha çok işletmek zorundadır.
    Düşünür, planlar, titizlikle uygular...
    İyinin üretimi çoğu zaman daha kalitesizdir. Çünkü kendini kötü kadar detaylara dikkat etmek zorunda hissetmez. Sonuçta zaten toplum tarafından onaylanan bir davranış içindedir.
    Kötü sorgular, mevcut düzene baş kaldırır.
    İyi ise daha çok genel geçer doğruları sorgusuz sualsizce kabullenir.
    Kendini topluma ispat etmek isteyen iyilikle, kendini kendine ispat etmek isteyenler kötülükle ilgilenir.
    Kötülük, aynı iyi bir espri yapabilmek gibi parlak bir zekayı gerektirir.
    Vasat bir zekadan zaten iyi espiri çıkmaz.
    April 13

    MUTMAİN

    Fena halde canim aciyor.
    kızma bana Atiye Ana
    gerçekten büyük mü merak etmiştim.
    o aşk için ben, yüz gece yarısı
    binyüz kilometreden fazla nefes buğusu feda etmiştim.
     
    Fena halde canım acıyor Atiye Ana,
    o zalimin dikeni-teli
    senin orağından fazla kesti etimi.
     
    Ne idim ben, ne tabii bir kız
    Belki sahrada rebii bir kız.
     
    Abdulhak Hamit Tarhan
    Bir Sefilenin Hasbihâlinden